Son Haberler
GÖREMEDİĞİMİZ TÜM IŞIKLAR - Bizimeller 23 Gazetesi - Elazığ Haberleri

GÖREMEDİĞİMİZ TÜM IŞIKLAR

Yazar: Nur KARABULUT | 26.01.2026
Göremediğimiz Tüm Işıklar

Savaş,,, Korkunç bir savaş var dışarıda. Duvarları çatlak, zamanın izlerinin kendini gösterdiği bir odadayım. Pencerem de tam kapanmıyor. Dışarıdaki tüm kara kış ve yıkık dünyanın sesi içeri ulaşabiliyor. Radyo dinliyorum. Herkes yeni bir dünya savaşının tellallığını yapıyor. Ne kadar da kolay söylüyorlar o kelimeyi. “Savaş geliyor, hadi savaşalım. Savaş hemen alt komşu ülkeye sıçradı.”Bir savaş söylemi medyada kamuya dayatılıyor.
Savaş Nedir?
Oysa savaş ne demek bilmiyorlar. Önce sofradan ekmeği alır, sonra uykuyu, en son da insanın kendine olan inancını. Gürültüsüyle gelir; ama asıl yıkımı sessizce yapar. İnsanları birbirinden ayırır, kelimeleri değersizleştirir, vicdanı köşeye sıkıştırır. Savaş kopan bacaklar ve kollar demek. Aç kalan çocuklar, susuzluktan ölen insanlar ve etrafta kurumuş bir kan kokusundan başka bir şey olmaması demektir. Savaş çığırtkanlığı yapmayı ya da insanların gözü gibi baktığı evlatlarını bize ait olmayan mücadelelerde yok etmeyi bırakmalıyız. Neden mi?
1939 ile 1945 yılları arasında bir dünya savaşı oldu. Tarih bize o gün yaşananların birazını anlattı fakat asıl anlatılması gerekeni anlatmadı tarihçiler. Daha doğrusu anlatamıyorlar. Trabzon’da lisedeyken bir tarih hocamız vardı. Elinde bastonu aksayarak derse gelen Hüseyin Avni Bey. Yaşlı, çocuklarına köklü Türk isimleri vermiş yaşlı bir adamdı. Yatılı okullarda gerçekten de emekli edilmemiş hocalara çok rastlarsınız. Size tarihi anlatmıyorlar derdi. Anlatılan sadece bugünün ihtiyacına göre şekillenmiş bir kurgu. Onu ancak bugün anlayabiliyorum. Kahverengi bastonuyla masaya vurup anlattıklarından anlatayım biraz bugün.
İkinci Dünya Savaşı
İkinci dünya savaşında yetmiş ile seksen beş milyon arasında insan öldü. Yaklaşık yirmi bir ile yirmi beş milyon arasında asker ve elli ve elli beş milyonu sivil. Tüm Türkiye nüfusunun bir anda yok olduğunu hayal edin. Öyle bir rakamdan bahsediyorum. Holokost’un sırasında altı milyon insanın sistematik yok edilişi, haritalardan silinen mahalleler, yıllar süren ekonomik çöküntüler ve kuşaklar boyunca yaşanan travmalar. Deneyler için kesilen kollar, bacaklar, gaz odaları ve zorunlu göçler… savaşın yol açtığı kıtlık, hastalık ve zorunlu göçlerle birlikte yaklaşık 60 milyon insan yerinden edildi.
Savaş çığırtkanlığı yapanları emin olun o gün kimse etrafta görmedi. Gemiyi o zaman da ilk fareler terk etti. Bugün böyle bir şey olursa yine öyle olacak. Sizin ciğerparelerinize kıyılırken onların çocuklarına bir sonraki parti liderliği ve önemli koltuklar verilecek. Üzülerek yazmalıyım ki; koşullar sadece içimizdekini açığa çıkarır.
Gözlerimizi açmak yetmez. Görmeyi öğrenmek gerekir çünkü asıl karanlık, ışığın yokluğu değil; vicdanın susmasıdır.
Göremediğimiz Tüm Işıklar: Kör Dünya
Odamda radyonun başında oturuyorum ve size bunları yazıyorum. Bir mini dizi daha yayına girdi bir platformda. “Göremediğimiz Tüm Işıklar. “Savaş dönemi yaşanılanları çok iyi anlatmışlar. İzlemenizi tavsiye ederim çünkü dünyadaki en önemli ışık göremediğindir.
Savaşın yıkıcılığını ve bir radyo frekansına saklanmış umudu hüzünle izleyeceğinizi zannediyorum. Savaş kötüdür. Yıkık dökük harabeye dönmüş sokaklarda korkarak yürümek kötüdür. Savaş isteyip duran ve ziyan edeceği bir halktan başka kaybı olmayan sözde liderlerin ekmeğine yağ sürmek kötüdür arkadaşlar.
Sağımıza solumuza savaşı ve korkuyu yerleştirenler iyi insanlar olamazlar. Savaş iyilik kapı arkasına saklandığında ortaya çıkar. Korku ve endişe ruhlara egemen olduğunda, merhamet ve vicdan görünmez olur.
Beyaz Körlük
İnsan bazen karanlıkta değil, fazlalıkta kör olur. Şiddet yükselir, ahlak çözülür ve hayvanlar alemindeki gibi güçlünün hukuku başlar. İnsan kuralların hiçe sayıldığı bir toplumda çıplak kalır. Sadece soyut anlamıyla değil inanın. Gerçekten kendisine kıyafet alamayacak hale getirilir.
Dünya gittikçe körleşiyor. Dalgın dalgın ekranlara eğilmiş başlara neyi empoze etseniz inanıyorlar. İtaatle, sessizlikle ve korkuyla ellerinden telefonlarından başka neyini alsanız fark etmeyecek hale gelmiş zavallı bir çağda yaşıyoruz.
Yalan bilgi bolluğu içinde toplu bir bilinç kaybı yaşıyoruz. Ekmeği beş katına, yumurtayı on beş katına satsan fark etmiyorlar. Çeyrek 11 bin olmuş. Eşim söyledi geçende. Şok oldum. Sadece cephede olmuyor savaş belli ki. Kendini seçene gariban diyenlerin mahkum ettiği yerlerde de ekonomik bir savaş var.Fakat zihinler şu anda olana odaklanmıyor ya da odaklanamıyor sanal ve yalan gündemlerden. Gelecekte bunlar olacak diye sunulan altı boş korkular zihinlere yerleştiriliyor.
Cesaret ve Vicdan
“İnsanlık küçük iyiliklerle ayakta kalır.”
Anthony Doerr
Savaşı ancak cesurlar yenebilir. Cesaret, sadece cephede savaşmak demek değildir. Her sabah kalkıp işine giden bir baba, çocuğunu sarıp sarmalayan anne ve küçük iyiliklere devam eden bir halk cesurdur. Halkımız tarihte de her zaman cesur olmuştur ve bugün de mücadeleci ve cesurdur. Gandalf’ta Bilbo Baggins gibi sıradan birine bundan güvenmiştir.
“Dünyanın kaderini belirleyenler büyük güç sahipleri değil, sıradan insanların yaptığı küçük iyiliklerdir.”
Ana Sayfaya Dön

© 2026 Medyabir PRO Haber Yazılımı v2.0.5 - Tüm hakları saklıdır.