Bugün yeni bir öğretim yılına, bir kez daha yeni bir heyecanla başlamış bulunmaktayız. Öncelikle 2026-2027 eğitim-öğretim yılının öğrencilerimiz, öğretmenlerimiz, velilerimiz ve tüm milletimiz için hayırlı, bereketli ve feyizli olmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyoruz. bu eğitim-öğretim yılının inşallah önceki yıllara göre daha güzel geçeceğini ümit ve temenni ederek bugün bismillah diyerek ders başı yapmış bulunmaktayız.
Türkiye'nin birçok bölgesinde bir yandan öğretmen ihtiyacı devam ederken, öte yandan eğitim fakültelerinden mezun olmuş ve yıllardan beri atama bekleyen öğretmenlerin bulunması ciddi bir çelişkidir.
Öğretmen açığı bulunan alanlar belirlenmeli, norm kadro planlaması gerçekçi biçimde yapılmalı ve öğretmen atamaları eğitim-öğretim yılının ihtiyaçları dikkate alınarak gerçekleştirilmelidir.
Atama bekleyen öğretmenlerin yaşadığı ekonomik, sosyal ve psikolojik mağduriyet daha fazla görmezden gelinmemelidir.
Öğretmenlik mesleği geçici ve güvencesiz istihdam politikalarıyla değil, nitelikli ve sürdürülebilir bir insan kaynağı politikasıyla güçlendirilmelidir.
Şuurlu Öğretmenler Derneği olarak, zorunlu eğitim konusunda bakanlığa tavsiyemiz şudur: Eğitim öğretim sistemi eskiden olduğu gibi 5+3+3 olarak yeniden tanzim edilmeli, eğitimin ilk 5 yılı zorunlu olup, kalan 6 yılı ise isteğe bağlı olmalıdır.
5 yıllık zorunlu eğitimden sonra isteyen kabiliyeti doğrultusunda istediği mesleğe yönlendirilmeli, tarım, hayvancılık, sanayi, teknoloji ve birçok alanda ara eleman sorunu bir an evvel çözüme kavuşturulmalıdır.
Çocuk işçiliği gibi söylemlerle hayatın gerçekleri göz ardı edilmemeli, geleceğin teminatı gençlerin daha erken yaşta meslek edinmeleri ve üretime katılmaları sağlanmalıdır.
ÖĞ-DER olarak “önce ahlak ve maneviyat” anlayışıyla, öğrenciyi sadece sınavlara hazırlayan değil; hayata, mesleğe ve topluma hazırlayan bir eğitim sistemini savunuyoruz.
Yeni öğretim yılında diğer önemli konu da okulların güvenliği meselesidir. Okullarımızda öğrencilerin ve öğretmenlerin güvenliğini tehdit eden olaylar artık münferit hadiseler olmaktan çıkarılmalı ve eğitim politikalarının önemli bir başlığı olarak ele alınmalıdır.
Okul çevrelerinde uyuşturucu, şiddet, madde bağımlılığı, akran zorbalığı ve çeşitli güvenlik risklerine karşı daha etkin tedbirler alınmalıdır.
Okullarımızın güvenlik görevlisi ihtiyacı karşılanmalı, okul yöneticileri ve öğretmenler güvenlik konusunda yalnız bırakılmamalıdır.
Öğretmenin görevi öğrenciyi eğitmektir. Öğretmeni güvenlik görevlisi, psikolog, sosyal hizmet uzmanı ve disiplin mekanizmasının bütün yükünü taşıyan kişi hâline getirmek doğru değildir.
Okul-aile-emniyet-yerel yönetim iş birliği güçlendirilmeli, okul çevrelerinde etkin ve sürekli güvenlik politikaları uygulanmalıdır.
Son zamanlarda kamuoyunda tartışmalar neden olan Önlük uygulaması eğitim sisteminin asli meselelerinin önüne geçirilmemelidir. Öğretmenin öncelikle ekonomik ve sosyal şartlarının iyileştirilmesi, mesleki saygınlığının güçlendirilmesi, çalışma şartlarının düzenlenmesi ve eğitim ortamlarının iyileştirilmesi lazımdır.
Kıyafet konusunda bakanlık tarafından dayatmacı değil, mesleğin saygınlığına ve öğretmenin tercih hakkına da saygı gösteren bir yaklaşım sergilenerek önlük giyimi teşvik edilebilir ancak mecbur tutulmamalıdır. Kılık kıyafet kanunu güncellenmeli, öğretmenlerimizin mesleğin itibarına yaraşır bir şekilde, ahlaki değerlere, toplumun örf, adet ve geleneğine aykırı olmayacak şekilde giyinmelerine imkan verecek düzenlemeler yapılmalıdır. Başörtüsü serbestliği kamuda sadece sendikal bir eylemle değil, kanuni bir düzenlemeyle güvence altına alınmalıdır.
Eğitim yatırımları sadece yeni okul binaları yapmak, teknolojik araçları artırmak veya fiziki şartları iyileştirmekten ibaret değildir. Asıl yatırım insana yapılmalıdır. Öğretmenin ekonomik ve sosyal şartları iyileştirilmeli, öğrencinin ahlaki ve psikolojik gelişimi desteklenmeli, aile eğitim sürecinin güçlü bir paydaşı hâline getirilmeli ve okul yöneticilerinin üzerindeki gereksiz bürokratik yük azaltılmalıdır.
Eğitim politikaları günübirlik uygulamalarla değil, uzun vadeli ve bütüncül bir anlayışla oluşturulmalıdır.
ÖĞ-DER OLARAK ÇAĞRIMIZDIR
Şuurlu Öğretmenler Derneği olarak Millî Eğitim Bakanlığımızı, eğitim çalışanlarının, öğrencilerin, velilerin ve eğitim alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının görüşlerini daha fazla dikkate almaya çağırıyoruz.
2026-2027 eğitim-öğretim yılı;
Öğretmen açığının giderildiği,
Atama bekleyen öğretmenlerin mağduriyetlerinin azaltıldığı,
Eğitim ödeneğinin tüm eğitim çalışanlarına ve öğrencilere verildiği
Okullarımızın yeterli temizlik personeliyle eğitim yılına hazırlandığı,
Okullarımızda güvenliğin sağlandığı,
12 yıllık zorunlu eğitim sisteminin yeniden değerlendirildiği,
Mesleki eğitimin güçlendirildiği,
Öğretmenin itibarının ve çalışma şartlarının iyileştirildiği,
Öğrencinin akademik başarısı kadar ahlaki ve manevi gelişiminin de önemsendiği bir eğitim yılı olmalıdır.
Çocuklarımızın geleceğini günübirlik tartışmalara ve geçici çözümlere bırakamayız. Eğitim, bir milletin geleceğidir. Bu nedenle bütün eğitim paydaşlarını; öğrencilerimizin ve ülkemizin geleceği için daha nitelikli, daha güvenli, daha adil ve ahlak ve maneviyatı önceleyen bir eğitim sistemi oluşturmak üzere sorumluluk almaya davet ediyoruz.
2026-2027 eğitim-öğretim yılının öğretmenlerimize, öğrencilerimize,
velilerimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyoruz.