Eğitimci ÖMER BAYRAK tercih döneminde bir analiz yapti.dikkatle okunması gereken bir yazı
Umudun Adı Üniversite
2008 doğumluların ilk kez üniversite sınavıyla tanıştığı bu yıl onlar için kolay bir yıl olmadı. Kimilerine göre ömürden çalınmış bir yıl, kimine göre yoğun temponun, stresin, heyecanın hiç eksik olmadığı bir yıl oldu ve bu heyecanlı bekleyiş nihayet buldu. Puanlar açıklandı, tercihler yapıldı ve ağustosun üçüncü haftası yerleştirme sonuçları açıklandı. Tâbi bu sınava olması gerekenden daha fazla değer atfedilmemeli. Kötü sonuç hiçbir şeyin sonu değil, iyi sonuç da her şeyi elde etmek değil.
Tercihlerine yerleşenleri özellikle şehir dışına okumaya gidenleri tatlı bir telaş sardı şimdilerde . Kayıt telaşı, barınma telaşı, geçim telaşı bir de üstüne hasret koydun mu tamam. Yani kazanmakla iş bitmiyor. Dünyanın koşuşturmacası renk değiştiriyor sadece. Bir iki yıl üniversiteli olmanın havası var ama ondan sonra atanma veya iş bulma stresi başlayacak. Yine stres yine hedefler peşinde koşma.
Bu süreçte gençlerin kendilerine yapacakları en büyük yatırım elbette kendini en iyi şekilde yetiştirmek olacak ,olmalı. Okumak, araştırmak, kitaplar devirmek olmalıdır. Artık küreselleşen dünyada bir diploma işe yaramıyor. Diplomalı işsizler ordusu kuşatmış ülkenin her yanını. Mesela aynı mühendisliği bitirmiş bir kişi ülkemizin önde gelen büyük bir şirketinde iyi bir pozisyonda iken başka bir mühendis boşta geziyor ve iş bulamamaktan yakınıyor.
Bu; her bölüm, her meslek dalı için geçerli bir durum. Okuduğu bölümün adeta içinden geçen, iletişim becerileri edinmiş, sertifikalar edinmiş, stajını fırsata çevirmiş bir adayın iş bulması da zor olmasa gerek.
Tâbi bir de bir sonraki yıla bırakanlar var. Artık sınav tecrübeleri var, bilgi birikimi var ve daha özgüvenle sahaya çıkacaklar. Bunu avantaja çevirebilmeyi bilmeliler. Şimdiki gençlerde mezuna kalmak sanki yaşı geçmiş bir kızın evde kalması gibi. Sabırsızlık had safhada. İstenmeyen, sevilmeyen bir bölümü okumaktansa mezuna bırakmak en iyi tercihtir.
Biraz da ortaya çıkan istatistiklere bakalım:
2026 yılında tercih yapanların 218 bin 441'i bir yükseköğretim programına yerleştikleri görülüyor. Kısacası, lise mezunlarının %28'i bir yükseköğretim programına yerleşirken sebebi ne olursa olsun %72'si bir yükseköğretim programına yerleş(e)memiştir. Bir başka deyişle, 4 lise son sınıf öğrencisinden sadece bir tanesi yükseköğretime erişim imkânı bulabilmiştir. Yerleşen öğrencilerin verilerine daha ayrıntılı baktığımızda dört yıllık bir lisans programına yerleşen son sınıf öğrenci sayısının 124 bin 664 olduğunu görüyoruz. Bir başka deyişle, lise son sınıf öğrencilerinin sadece %15,7'si herhangi bir lisans programına yerleşebilmiştir. Bu oran 2015 yılında %26 idi.
Lise son sınıf öğrencilerinin verilerine daha yakından bakıldığında yerleştirme puanı hesaplanan aday sayısının 766 bin 971 olduğu görülüyor. Ancak, tercih yapabilme hakkı olan bu adayların sadece 350 bin 354'ü tercih yapmış. Bir başka deyişle, lise son sınıf öğrencilerinden sınava girip puanı hesaplanan öğrencilerin %45,7'si tercih yaparken %54,3'ü tercih yapmamış. Geçmiş yıllara bakıldığında sınava girdiği halde tercih yapmayan lise son sınıf öğrenci oranının da istikrarlı bir şekilde arttığı görülmektedir. Örneğin, tercih yapmayan lise son sınıf öğrenci oranı 2022 yılında %40,62 iken bu oran 2023 yılında %44,8'e, 2024 yılında %50,19'a ve 2025 yılında %51,5'e yükselmiştir. 2026 yılında ise %54,3'e yükselmiştir. Bu istikrarlı tercih yapmama eğilimin nedenlerinin kapsamlı bir şekilde araştırılması gerekmektedir, nokta
Geleceğini şekillendirmek için mücadele eden tüm gençlere selam olsun.
ÖMER BAYRAK
ÉGITİMCİ ÖGRETMEN