Malatya Kayısısı üzerinden son günlerde yapılan açıklamaları dikkatle takip ediyoruz. Öncelikle şunu açıkça ifade etmek gerekir ki; mesele Malatya’nın kayısısına, üreticisine veya yıllardır oluşmuş marka değerine karşı çıkmak değildir. Mesele, kayısının yetiştirildiği diğer bölgelerin emeğini ve tarihsel üretim kültürünü yok sayan anlayışa itiraz etmektir.
“Bu tescili hiçbir siyasetçi veremez, hiçbir siyasetçi geri alamaz” şeklindeki ifadeler, konunun hukuki ve idari boyutunu tartışmayı bir kenara bırakıp meseleyi siyasi bir üstünlük yarışına dönüştürmektedir. Oysa coğrafi işaretler ve tesciller, siyasi makamların kişisel mülkü değil; mevzuat çerçevesinde belirlenen kriterlere, bilimsel verilere, üretim kültürüne ve hukuki süreçlere dayanan kurumsal değerlerdir.
Malatya’nın kayısı üretimindeki yeri ve dünya çapındaki bilinirliği elbette inkâr edilemez. Ancak Malatya’nın güçlü bir marka olması, çevre il ve ilçelerdeki üreticilerin emeğinin, tarihinin ve üretim kültürünün görmezden gelinmesini gerektirmez.
Özellikle Baskil’de yüzyıllardır sürdürülen kayısı üretiminin yalnızca “çevre bölgelerde de kayısı yetiştiriliyor” şeklinde basite indirgenmesi kabul edilemez. Baskil’in kayısısı, bu topraklarda üretim yapan çiftçinin alın teridir. Bir bölgenin üretimini savunmak, başka bir bölgenin üretimine düşmanlık etmek değildir.
Ayrıca “Kayısı denildiğinde dünyanın neresine giderseniz gidin akla gelen ilk şehir Malatya’dır” şeklindeki ifadeler, marka bilinirliği açısından değerlendirilebilir; ancak bunun üzerinden diğer üretim merkezlerinin tarihini ve emeğini tartışma dışı bırakmak doğru değildir.
Bizim çağrımız açıktır:
Kayısı üzerinden şehirleri karşı karşıya getirmek yerine üreticiyi güçlendirelim.
Üreticinin maliyetlerini, sulama sorunlarını, girdi fiyatlarını, ihracat problemlerini ve emeğinin karşılığını alamamasını konuşalım. Kayısının gerçek sahibi olan çiftçinin sorunlarını siyasi polemiklerin önüne koyalım.
Kimse Malatya’nın kayısısına karşı değildir. Ancak hiç kimse de Baskil’in, Elazığ’ın ve diğer üretim bölgelerinin kayısı üreticisinin emeğini küçümseyemez, tarihini yok sayamaz.
Bu mesele bir şehir üstünlüğü meselesi değildir. Bu mesele, üreticinin hakkı, emeğin değeri ve tarihimize sahip çıkma meselesidir.
Biz kavga değil, hakkaniyet istiyoruz.
Malatya’nın üreticisi de bizim üreticimizdir, Baskil’in üreticisi de bizim üreticimizdir. Ancak kardeşlik söylemi altında bir tarafın diğer tarafın emeğini yok saymasına da sessiz kalmayız.
Baskil’in emeği de değerlidir, tarihi de değerlidir, kayısısı da değerlidir