BİR ÖMÜR NASIL YAŞANIR?
Bir ömür nasıl yaşanır? Hepimiz, ne kadar süreceğini bilmediğimiz zamanımızın içinde bir yerlere yetişmeye çalışıyoruz. Oysa ölüm adlı bir son nokta, hikayelerimizin ayak ucunda sessizce bekliyor.
Geçen hafta Türkiye İlber Hocasını kaybetti.
Bir dünya vatandaşı gibi yaşayan ve kapısını dünyanın sayılı üniversitelerinin çaldığı bir tarihçi düşünün. İşte İlber Ortaylı, Türkiye’nin geçmiş ile bugün arasındaki entelektüel köprülerden biriydi.Gözlüklü, güler yüzlü ve sempatik bir profesör... Masasında kitapları, öğrencileri... Kulaklar,bir kelimesini bile kaçırmak istemezdi ve milyonlara kendini sevdirmeyi gerçekten başarmış bir öğretmendi.
Bir ömre neler sığırdı neler...Osmanlı arşivlerinde gezindi, saray meydanlarında ders verdi ve salonlarda anılarını aktardı. Hiçbir zaman sırça köşkünde oturan, ulaşılmaz bir akademisyen olmadı. Üretti, yazdı, gezdi ve eleştirdi. Bilginin paylaşıldıkça büyüdüğüne inandı. O bilgiden çevresine sadece saygı ve sevgi hüzmeleri yayıldı.
İlber Hoca Kimdir?
1947 yılında Avusturya’da doğan Ortaylı’nın lise tahsilini Türkiye’de Avusturya Lisesi’nde, lisansını Ankara Üniversitesi’nde tamamladı. Chicago Üniversitesi’nde doktorasını yaptı. Görevinden ayrılıp yurt dışına gitmesiyle başlayan akademik serüveni, Viyana, Berlin, Paris, Princeton, Moskova, Roma, Münih, Strazburg, Girit (Yanya), Sofya, Cambridge, Oxford gibi dünya çapındaki üniversitelerde devam etti.
O yalnızca bir tarihçi değildi. Aynı zamanda farklı kültürleri tanıyan, onları birbirine bağlayan bir eğitim elçisiydi.
Küçük Anların Büyük Mirası
Ankara’da, İstanbul’da, televizyonlarda ve salonlarda kusursuz Türkçesi ve esprili üslubuyla ders verdi.Davetleri geri çevirmedi ve öğrencilerle sohbet etmeyi hiçbir zaman bırakmadı. Milyonların hayranlığını kazandı.
Elinde bastonuyla dünyayı gezmeye devam etti. Türkiye’nin çağımız Erasmus’unun hayatını kaybetmesi hepimizi derinden üzdü. Her ölüm bir kayıptır fakat Türkiye; İlber Hoca’nın gidişiyle hafızasını kaybetti.
Çok okuyan mı bilir çok gezen mi? İlber Hoca’ya göre ikisi birlikte olmalıydı. Seyahat etmeyi hep sevdi ve İlber Ortaylı seyahatnamesini bile yazdı. Kitabını elime aldım ve iyi ki yazmış dedim az önce. Kitapları, nükteleri ve herkesi kucaklayan derin bilgisiyle hepimizin evlerinde olamaya devam edecek sayın İlber Hocamız.
Sevgi ve Bilgi Üzerine
Belli ki yaşamayı sevdi. Tarihi sevdi ve insanları sevdi. Peki bizim hayatlarımız da sevgi nerede? Belki de günü kurtarmaya çalışan milyonlarca insandan biriyiz. Oysa, sevmek soyut bir kavram değildir. Somuttur. Eylem gerektirir.
İlber Hoca’nın şu sözü kulağımıza küpe olsun: “Lütfen sabah kahvaltı veremeyeceğiniz, akşam masal anlatıp öpemeyeceğiniz çocuğu dünyaya getirmeyin.Çünkü sevgi başka bir şey… Sevgi için ‘vakit’ vereceksin, parayla olmuyor.”
Yani, sevgi emek ister. Eğitimde de emek ister. Bilgiyi madde olarak taklit etmek yetmez, ancak kalitepeşinde koşan insanlar milletleri ileri taşır. Bir başka uyarısı da siyasete dairdi.
“Okumadan yapılan siyaset tehlikelidir, belediyeciliğe benzemez. Teferruatın bilinmesi gerekir.”Ortaylı’ya göre, eğitimsizsiyaset olmazdı. Dersini almadan konuşanın halkı yanılgıya sürükleyeceğine inanırdı. Peki biz… Bilgiyle, sevgiyle, erdemle dolu bir ömür kurmak için hangi ilk adımı atacağız?
Ankara Üniversitesi ve İlber Hoca
“Tarih fantastik, yaşam ciddiye alınacak kadar kısa”
Dil, tarih ve Coğrafya, olmadan insanlığın macerası anlamak mümkün değildir. Ankara’ da bir anayolun kenarında yer alır Dil-Tarih-Coğrafya Fakültesi. Hemen yanı başında hayat bütün hızıyla akar. Fakülteye girdiğinizde sizi merdivenlerde şişman ve kirli yaşlı bir kedi karşılar. Ardından arka binaya geçmeniz gerekir. İlber Hocamız, bildiği dillerle, tarih bilgisiyle ve gezdiği tüm coğrafyalarla bu fakültenin tüm formasyonunu hayatında bizzat yaşadı.
Birçok Avrupa ülkesinde ders verdi ve farklı kültürleri ilmek ilmek örerek bir eğitim köprüsü kurdu. Galatasaray Üniversitesi’nden Topkapı Sarayı’na dek uzanan yolculuğunda, kendisine hep “gezerek öğren” ilkesini aşılamıştı. Radyo ve televizyonda tarih programları yapıyor ve ciltler dolusu kitapları okurları için sadeleştiriyordu. Ekranda saatlerce konuşabildiği gibi aynı bir genç heyecanıyla konferanslar veriyordu.
Gezdiği ülkelerin beşeri coğrafyasına ve tarihine hakimdi. Barışçıl tavrıyla ve bir eğitim elçisi olmasıyla her zaman entelektüel çevrede örnek olarak alınacak bir değer olarak kalacak kendisi.
Değeli tarihçimiz, bizehayatı boyunca sevgi ve bilgiden köprüler kurmanın önemini gösterdi. Şimdi sıra bizde. Hazırsanız, haritamızı yeniden açalım. Ne dersiniz, hayat yolculuğumuzda bir sonraki durağımız neresi olsun?
Nur KARABULUT
Ana Sayfaya Dön