Son Haberler
MİMOZA ÇİÇEĞİM: 8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ - Bizimeller 23 Gazetesi - Elazığ Haberleri

MİMOZA ÇİÇEĞİM: 8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ

Yazar: Nur KARABULUT | 10.03.2026
“Dünya yerinden oynar, kadınlar özgür olsa.”
Mart ayı geldiğinde doğa yeniden uyanır.Ağaçlar çiçek açar, toprak canlanır. O çiçeklerden biri vardır ki zarafetiyle dikkat çeker. Mimoza, narin, zarif, güzel ve canlı. Tıpkı kadınlar gibi. İlgi ister değer ister korunmak ve sevilmek ister.Kadınlar ne ister konulu yazıma hoş geldiniz.
Mimoza Çiçeği ile Dünya Kadınlar Günü arasındaki ilişki özellikle İtalya’da başlayan bir gelenekten gelir. II. Dünya Savaşı’ndan sonra, 1946 yılında İtalya’daki kadın örgütleri (özellikle Unione Donne Italiane) 8 Mart için bir sembol arıyordu. Amaç, kadınların mücadelesini temsil edecek herkesin kolayca bulabileceği bir çiçek seçmekti.Bu nedenle mimoza çiçeği seçildi.
Volkan Konak’ın “Mimoza Çiçeğim” şarkısını belki dinlemişsinizdir. Sevdiği kadına “mimoza çiçeğim” diye hitap eder.Onu kırılgan ve korunması gereken biri olarak görür. Kendisini şöyle tanımlar; huzursuz, kıskanç ve sevdiğine çok bağlı biri. Erkekleri de güzel tanımlamış üstat.Bedava bir tavsiye vereyim mi? Kadınlara çiçek almak yerine onlara çiçek gibi davranın.Saygı, takdir, güven ve sevgi çok daha kalıcıdır.
Mimoza aslında burada kadınların hem kırılganhem de güçlü yanını temsil eder. Sarı çiçekleri sanki güneşten kopmuş küçük ışıklar gibi yayılır. Dokunulduğunda kapanan yaprakları incinmiş bir kalbin sessiz savunmasına benzer. Rüzgâr onu eğebilir fakat koparamaz. Kadınlar gibi dayanıklıdır.

Dünya Emekçi Kadınlar Günü
Pazar günü Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ydü. Ancak kadına yönelik şiddet, hakaret, psikolojik baskı ve emeğin görünmez kılınması hâlâ ülkemizde artmaya devam ediyor. Geçen hafta, aynı isimde iki kadının aynı gün öldürülmesi, kadın cinayetlerinin geldiği vahim noktayı ortaya koydu. Bu cinayetler; toplumsal bir sorun olarak ele alınmalı ve şiddet asla cezasız kalmamalıdır.
Kadınlar bu 8 Mart’ta da dünyanın birçok yerinde paneller, mitingler ve yürüyüşler düzenlediler. Açık, kapalı, esmer ya da sarışın fark etmedi. Siyasi görüş fark etmeksizin aynı talepler etrafında bir araya geldi. Zaten söz konusu kadın olunca çoğu siyasi görüşler, baskı ve uygulama konusunda ortak bir zeminde ilginç bir şekilde buluşabiliyor.
Biliyorlar ki onları oturdukları şatafatlı yerden kaldıracak asıl güç yine kadınlarınelinde. Kadın değişirse, toplum değişir. Toplum değişirse ülkenin kaderi de değişir. Sizigeri plana atmak ve doğal haklarınızı elinizden almak için dini ve siyaseti kullananlara hala mı oy vereceksiniz ey ülkemkadınları?
Kimse size Hermes çanta almaz bakın karşılığında fakat miras ve nafaka haklarınızı dahi elinizden alırlar. Erkek egemen sistemin en büyük korkusu kadındır. Kadının bir gün özgürleşmesidir çünkü kadın özgürleşirse tüm toplum da özgürleşir.Durduruyorum kendimi burada, hadi 8 Mart nereden çıkmış ona bakalım.
Tarihçe ve Kökenler
8 Mart’ın kökleri aslında sosyalist işçi hareketlerine dayanıyor. 1857’de New York’ta 120 kadın, erkeklerle eşit ücret almak için çabaladıkları için, bir dokuma fabrikasında canlı canlı yakıldı.Bu olay kadın emeği mücadelesinin sembollerinden biri hâline geldi.1909’da Amerika Sosyalist Partisi bugünüilk kez Kadınlar Günü olarak düzenledi.
1975’te Birleşmiş Milletler, 8 Mart’ı resmi olarak “Kadınlar Günü”kabul etti. Bugün hâlâ eşitsizlik ve kadın emeğinin değersizleştirilmesi protestoların merkezinde yer almaya devam ediyor.
Şiddet Döngüsü
Günümüzde kadınlar yalnızca fiziksel şiddetle değil, aynı zamanda görünmez ve kurumsallaşmış baskılarla da mücadele ediyor. Evde, iş yerinde, sokakta ve siyasette kadınlar psikolojik ve ekonomik şiddete maruz kalabiliyor.
Kadınların para kazanmaları engelleniyor ve ev sorumluluklarını çoğu zaman tek başına omuzlarına yükleniyor. İş yaşamında ise karşılarına mobbing, düşük ücretler ve esnek olmayan çalışma koşulları çıkıyor. Çocuğu olan kadının işten ayrılmak zorunda kalıyor. Bununla ilgili geçenlerde bir makale yazmıştım. Sadece Türkiye’de değil dünyada da yaygın bir durum.
Kadın Emeği: Türkiye ve Dünya
Verilerle konumumuza bakalım. Dünya genelinde kadınlar işgücünün %42’sini oluşturuyor. Yönetici pozisyonlarda ise erkeklerin gerisindeler. Türkiye’de durum daha kritik. 2024’te kadınların işgücüne katılım oranı %32,5, erkeklerde %66,9.
Kadınlara yönelik ücret eşitsizliği ve cam tavan uygulaması devam ediyor.Yükseköğretim mezunu kadınlar erkeklerden %17,4 daha az kazanıyor.Lise mezunları arasında fark %20. Özetle; küresel ölçekte kadınlar, erkeklerin kazandığı her 1 dolara karşılık 0,77 dolar kazanıyor. Türkiye’de bu oranın daha da düşük olduğunu bilmem yazmaya gerek var mı?
Kayıt dışı çalışma da yaygın. Tarım sektöründe kadınların %91,1’i ve tarım dışı sektörlerde %19,4’ü kayıtdışı çalışıyor. Sendikalaşma oranı yalnızca %7. Bu durum kadınları toplu pazarlık ve iş güvencesinden de uzak bırakıyor.
Çağrı ve Öneriler: “Eşit işe eşit ücret!”
Kadınların iş yaşamında eşit koşullarda yer alabilmesi için somut adımlar atılmalıdır. İlk olarak, ücret eşitliği kanunu etkin bir şekilde uygulanmalı; cinsiyete dayalı maaş farklarını ortadan kaldıracak denetimler artmalıdır.
İşyerlerinde kreş zorunluluğu ve esnek çalışma modelleri yaygınlaştırılarak kadınların ev sorumluluklarıyla iş yaşamını dengelemesi sağlanabilir. Toplu iş sözleşmelerinde eşitlik maddeleri zorunlu hale getirilmeli ve kadın liderlerin yükselmesi için kurumsal destek programları oluşturulmalıdır.
İş verenlere yönelik pozitif ayrımcılık (kadın kotası) mekanizmaları geliştirmek, bilim ve teknoloji gibi geleneksel erkek mesleklerinde kadınları teşvik edecek burs ve eğitimler vermek de önemlidir.
Devlet politikaları arasında, kadına yönelik şiddete karşı caydırıcı önlemlerin sürdürülmesi ve İstanbul Sözleşmesi’nin içeriğinin koruyucu yaklaşımının pekiştirilmesi şarttır. Eşitlik müfredatı okullarda yer almalı, toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılık genç yaşta bertaraf edilmelidir.
MİMOZA ÇİÇEĞİM
8 Mart’ın asıl ruhu, kadın emeğinin görünür kılınması ve eşitlik mücadelesinin sürdürülmesidir. Tarih boyunca bugün farklı biçimlerde yorumlanmış olsa da asıl mirası, kadınların örgütlü mücadelesinden doğmuştur.Bu mücadelenin sürmesi ve önerilen politikaların hayata geçirilmesi yalnızca kadınlar için değil, toplumun refahı için de önemlidir.
Mimoza çiçeğini hatırladınız mı? Türkçede Küstüm çiçeği olarak da bilinir. Sert dokunulduğunda kapanır yaprakları fakat birkaç dakika sonra yeniden açılır ve normal haline döner. Sarı çiçeklerinden güneşten kopmuş küçük ışıklar etrafa yayılır. Aslında tüm kadınlar gibi. Yalnız değilsiniz.
Hepimiz sadece kadın olarak yaratıldığımız için; kaç kere yara bere içinde bırakıldık ya da kaç kere küstük hayata. Bana da yapmak istediğim her şeyde “Dur” diyen birileri mutlaka oldu.Fakat benim adım “Nur”.İşimse karanlık sorunları kalemimin ucundaki ışıkla aydınlatmak ve yazmak.
Kimse dünyaya boşuna gelmemiştir arkadaşlar. Bugün de dünyanın dört bir yanında kadınlar eşitlik ve adalet için meydanlara çıkıyor, seslerini yükseltiyor ve haklarını talep ediyor. Unutmayın ki bir toplumun gerçek gücü kadınlarının özgürlüğü kadar büyüktür.
Kadınlar gününüz de kutlu olsun.
Nur KARABULUT
Ana Sayfaya Dön

© 2026 Medyabir PRO Haber Yazılımı v2.0.5 - Tüm hakları saklıdır.