DÜNYA NEREYE GİDİYOR
Son hafta içinde dünyada yaşanan olaylar ne yazık ki top yekûn insanlığın büyük bir felakete sürüklendiğinin habercisi oldu. Amerika’nın daha doğrusu başındaki yeni Hitler Trump’ın çoktan beri kafayı taktığı Venezuala’ya 3 Ocakta yaptığı askeri hareketle devlet başkanı Nicolas Maduro’yu içerideki hainlerin de desteği ile başkanlık sarayından kaçırarak ABD’ye götürmesi tarihte bir benzerine nadiren rastlanılan çok vahim bir olaydır. ABD ve İsrail’e karşı yaptığı muhalefetle tanınan Maduro 19 Nisan 2013 tarihinden beri Venezuala devlet başkanı olarak görev yapıyordu. Eşiyle birlikte Nevyork’a götürülüp hapishaneye konulan Maduro, uyuşturucu kaçakçılığı ve silah bulundurmakla suçlanıyor. Ne komik değil mi? Bir devlet, bağımsız olan bir başka ülkenin devlet başkanını uyuşturucu satmakla ve silah bulundurmakla suçluyor, kaçırıp ceza evine koyuyor. Dünya nereden nerelere gelmiş.
21.yüz yılın Hitleri Trump, kendisine suç ortağı Siyonist katil Netenyahu’yu örnek almış olmalı ki, dünya ve insanlık üzerinde istediğini yapma hakkının kendinde görüyor ve hiçbir kanun, kural ve sınır tanımadan her tarafa saldırıp her yerden hak iddia ediyor. Trump’a göre aslında Venezuala petrolleri ABD’ye ait. Çünkü bu petrolleri geçmişte Amerikan şirketleri çıkarıp üretim sistemlerini kurmuşlarmış. Bu nedenle bu petroller kendilerin imiş. Adamdaki eşkıya zihniyetini görüyor musunuz? Tıpkı Amerika keşfedilince Avrupa’dan göç edip gelen haydut ataları gibi. “Burayı biz keşfettik, buradaki her şey bizimdir.” İddiasıyla yerli halkın, yani kendilerinin Kızılderili adını verdikleri biçare kıta insanlarının ellerinden topraklarını gasp etmeleri gibi. Haydutluk, eşkıyalık, zorbalık, hırsızlık, gaspçılık,ahlaksızlık, katillik ve zalimlik o kadar genlerine işlemiş ki, kendileri dışındaki insanların da hakları olduğunu asla kabul etmiyorlar.
21.yüz yılın ilk çeyreğinden itibaren dünya artık siyaset, ekonomi, hukuk ve düzen bakımından yeni bir döneme girmiş bulunmaktadır. Uluslar arası küresel çapta artık hukuk ve kurallar rafa kaldırılmış, onun yerini güç ve zorbalık
almıştır. 1945 yılından beri güya dünyada barışı hakim kılmaya çalışan Birleşmiş Milletler teşkilatı tamamen misyon ve vizyonunu yitirmiş, son olaylarla birlikte tükenip bittiğini ilan etmiştir. Hıristiyan Siyonistler (Avenjelistler)’in yönetimindeki ABD, kendisine örnek aldığı işgalci katil Siyonist Yahudi yönetimi gibi dünyanın her yerinde hak iddia etmeye başlamış ve tüm dünya ülkelerini tehdit etmeye başlamıştır. Danimarka’ya ait Grönland adasında hak iddia eden yeni Hitler Trump, bir NATO ülkesine ait kara parçasını işgal ederek NATO’yu da devre dışı bırakacağının sinyallerini vermiştir. Yeni Hitler, Kolombiya, Meksika ve İran’ı da tehdit alanına sokarak bu ülkelere saldırı mesajları vermektedir.
Daha önce bu köşemizde defalarca ifade ettiğimiz gibi, dünya düzeninde veya dengesindeki ilk kırılma Rusya’nın 2014 yılında Ukrayna’ya ait Kırım’ı ilhakı ile başladı ve bu ilhaka dünya tarafından gerekli tepki verilmeyince Luhansk ve Donetsk bölgelerinin de Rusya tarafından ilhakı gerçekleşti. Her yaptığının yanına kâr aldığını gören Rusya, bu ilhakların ardından 20 Şubat 2022 tarihinde bütün Ukrayna’yı ele geçirmek için saldırdı ve bu savaş yaklaşık dört yıldır devam ediyor. Dünyadaki sekiz savaşı bitirdiğini iddia eden Siyonist Trump nedense bu savaşı bitiremedi, aslında bitirmek istemedi. Çünkü bu savaşın ABD’ye siyasi ve ekonomik çok faydaları var. Rusya-Ukrayna savaşı, hem silah ve enerji satmak ve hem de Avrupa ülkelerini yola getirmek ve hâkimiyeti altına almak açısından ABD için bulunmaz bir altın fırsat!
Dünyadaki bütün hadiselerin aslında ana kaynağını teşkil eden Orta Doğuda durumlar nasıl? İran'da para birimi riyalin rekor düzeyde değer kaybetmesinin ardından 28 Aralık'ta Tahran Kapalı Çarşı esnafının başlattığı protestolar tüm ülke sathına yayılarak küçük çaplı isyanlara dönüştü. ABD ve İsrail’in destek verdiği isyancılar Siyonistlerden aldıkları destekle işi iyice azıtıp son olarak güvenlik güçlerine ve karakollara saldırarak araçları ataşe verdiler. Bunlarla da yetinmeyen isyancılar direklerdeki İran bayraklarını indirerek Şah dönemine ait bayrakları asıp, İran’ın efsane komutanı Amerika’nın suikastla öldürdüğü Kasım Süleymani’nin de heykellerini yıktılar. Daha önceki yıllarda da aynı olaylara sahne olan İran kentleri şimdi daha feci olaylarla çalkalanıyor. Elektrik ve internetin kesildiği İran’da rejimi devirmek isteyen Şah yanlılarının işi nereye kadar tırmandıracağı da henüz belli değil.
Orta Doğu’nun bir başka sorunlu ülkesi Suriye’de her an bir içsavaşın patlak vereceğini defalarca burada söylemiştik. ABD destekli SDG/PYD güçleri
10 Mart 2025 tarihli mutabakata uymaya yanaşmamakta ısrar edip merkezi hükümetle savaşmayı tercih ettiler. Nitekim ilk kıvılcım Halep şehrinden geldi. 6 Ocakta Halep’in birçok mahallesinde sivillere saldıran PKK/PYD/SDG militanlarına Suriye ordusu karşılık vermekte gecikmedi. Üç günden beri devam eden sokak savaşlarında Şeyh Maksud ve Eşrefiyye mahalleleri teröristlerden temizlenirken diğer mahallerden de çekilmesi için 9 Ocakta SDG’ye altı saat süre verildi. PKK’nın Suriye kolu buna da uymazsa Suriye ordusu daha büyük çapta operasyonları başlatmak zorunda kalacak. Bu süreçte ABD ve İsrail’in nasıl bir tavır alacağı ise meçhul.
Orta Doğudaki kanayan yara Filistin ve özellikle Gazze’de acı, gözyaşı ve kan bir türlü bitmiyor. Ateşkese rağmen Gazze’ye saldırmaya devam eden aşağılık katil Siyonistler, anlaşmaya uymayıp Gazze halkını yine aç ve muhtaç bırakmaya devam ediyor. Diğer yandan Batı Şeria’da Filistinlilere ait evleri yıkmaya, ağaçları kesmeye devam eden aşağılık katiller bu bölgede de Müslüman gençleri vurmaya ve tutuklayıp cezaevine atmaya devam ediyor. Bütün bu zulümler tüm dünyanın gözü önünde cereyan ederken katil teröristler bir yandan da Lübnan’ı da bombalamayı ihmal etmiyorlar.
Geçen hafta bahsettiğimiz Yemen’de Suudi Arabistan’ın da katılmasıyla iç savaş devam ediyor. On binlerce masum insanın hayatına mal olan Yemen iç savaşı beraberinde açlık ve sefaleti de getirdi. Orta Doğu’da giderek durumlar kötüye gidiyor. Filistin, Lübnan, Suriye, Yemen, Sudan, Somali, Libya, Irak ve İran derken şimdi hedefte neresi var dersiniz? Şimdi, evet, tahmin ettiğiniz sırada Türkiye var. Suların giderek ısındığı bölgemizde küresel bir savaşın tamtamları çalarken Türkiye’nin bütün bu olayların dışında kalabilmesi mümkün mü? Büyük İsrail devleti peşindeki Siyonist çete ve destekçisi ABD Türkiye hakkında neler planlıyor dersiniz?
Türkiye düşmanları için çok büyük ve sert bir lokma. Bu nedenle önce yumuşatılması, sonra bölünmesi lazım. 1923 tarihli Hayim Nahum planı bir asırdan beri içerideki hainler ve ajanlar ile dışarıdan ezeli düşmanların sinsi çalışmaları ile uygulamaya konulmuştur. Hayim Nahum Türkiye’de Sevr’i uygulamak isteyen Batılı Emperyalistlere ne demişti? “Acele etmeyin, zaman tanıyın. Bu halkı önce dininden uzaklaştıralım, aç ve yoksul bırakalım, işsiz bırakalım, borca esir edelim, bölelim, böldüklerimizi birbiriyle çatıştıralım, böylece yumuşak bir lokma haline getirip İsrail’in boğazına atalım.”
Zaman daralıyor, Orta Doğuda ve mazlum coğrafyalarda Siyonizm ve işbirlikçi emperyalizm iyice yol alıyor. Müslümanlar için çok kötü günler yolda gözüküyor. Ne yapmalı? Her şeyden önce birleştirici olmalıyız. Erbakan hocamız bütün bu olacakları yıllar öncesinden tahmin etmiş ve hem İslam coğrafyası hem de mazlum milletler için kurtuluş yolunu göstermişti. On bir aylık hükümetinde İslam âlemini birleştirmek ve güçlendirmek için yedi ülkeyi ziyarete gitmiş ve onları ikan ederek ekonomik işbirliği teşkilatı D-8’i kurmuştu. Hedefte bir adım sonrasında askeri ve siyasi birliği kurmak vardı. D-8 güçlenince sonrasında D-60 ve daha sonra da D-160 olacak, bütün dünya zalimlerin tasallutundan kurtulacaktı. Bunu anlayan büyük şeytan içeriden hainlerin desteği ile hocamızın mükemmel hükümetini bozarak kendisini siyasi yasaklı hale getirdi. Sonrasını da biliyorsunuz. Şimdi ülkemizde çok yetersiz olan emekli maaşlarına ne kadar iyileştirme yapılacağını konuşuyoruz.
Rabbim öncelikle bizlere şuur versin, tüm mazlumların da yardımcısı olsun, zalimlere karşı bir ve beraber olmayı, onlara galip gelmeyi nasip eylesin, düşmanlarımızı kendi tuzaklarına düşürsün, tez zamanda hem Siyonist kâfirleri ve hem de Büyük Şeytanı içeriden birbirine düşürsün, kahru perişan eylesin. Âmin.
Ana Sayfaya Dön