Son Haberler
PUSULAMIZ YAPAY ZEKÂ VE TEKNOLOJİ - Bizimeller 23 Gazetesi - Elazığ Haberleri

PUSULAMIZ YAPAY ZEKÂ VE TEKNOLOJİ

Yazar: Nur KARABULUT | 25.08.2026
Bir pusula ne işe yarar? İçindeki görünmez güç daima gerçek kuzeye işaret eder fakat kaptan JackSparrow’un pusulası hariç. Onun pusulası, sahibinin en çok arzu ettiğinin yönünü gösterir.
Herkesin hedeflerini ve değer verdiği her şeyi anlayan bir pusula icat edildiğini varsayalım. Size her türlü bilginin ve yaratıcılığın kapılarını dakikalar içerisinde açabilsin. İster miydiniz? Belki de bu araç çoktan icat edilmiştir. Yapay zekaya ön yargılı bakanların çok olduğunu tahmin edebiliyorum fakat doğru kullanıldığında bir pusula gibi size yardım edebilir.
Bilgi ve yaratıcılığın kapıları birkaç dakika içinde açabilir. İşte yapay zekâ günümüzde tam da bu vaatle karşımızda. Ancak bu teknolojinin kimin yararına, hangi kurallarla kullanıldığı ise asıl belirleyici gibi…
Yapay Zekâ Kim İçin Pusula?
Ekonomist Daron Acemoğlu, yapay zekânın insanı güçlendiren bir kuvvet çarpanı olabileceğini öne sürüyor. Örneğin; bir öğretmen aynı anda çok daha fazla öğrenciye kişiselleştirilmiş eğitim imkânı sunabilir. Bir teknisyen arızayı çok daha hızlı teşhis edip onarabilir.
Bir gazeteci karmaşık veriyi çok daha kısa sürede analiz edebilir ve bir öğrenci ise önceden erişemediği bilgilere anında ulaşabilir. Bu sayede yapay zekâ, çalışanların becerilerini artırarak onların yeni görevler üstlenmesini sağlayabilir.
Mesela; işçi yanlısı bir yapay zekâ hayal edin. Çalışanlarının maaşını onları sokağa dökmeden vaktinde versin mesela. Herkese yeni bir iş kurmak için güçlü çözümler üretsin ve her konuda herkes doktora derecesine sahip biri gibi bilgilendirsin. Neden olmasın?
Örneğin; bir yapay zekâ asistanı, öğretmenlerin her sorusuna sınırsız sabırla yanıt verirken her öğrencinin ihtiyacına göre destek sağlayabilir. Sonuçta; yapay zekâyı işçinin gücünü artıracak şekilde mi kullanacağız, yoksa işçiyi ikame eden bir araç olarak mı tasarlayacağız?
“Herkes” Gerçekten Herkes mi?
Kim bu “herkes”? Sınırlı kaynaklara sahip ve kabile dillerini konuşan kişiler, tek bir cihazı paylaşan haneler, internet bağlantısı kesintili olan topluluklar ve dijital altyapının hâlâ yetersiz olduğu nüfus grupları gibi dijital ekosistemin kenarlarında kalan insanları büyük ölçüde dışarıda kalıyor.
Bu imkânların herkese erişilebilir olması mümkün mü? TÜİK verilerine göre; 16–74 yaş grubundaki bireylerin %92,3’ü internete erişebiliyor. İnternet erişiminin artması, herkese eşit olanak sağlandığı anlamına gelmiyor.
2025 yılında TÜİK istatistikleri “üretken yapay zekâ” kullananların oranını %19,2 olarak kaydetti. Bu oran 16–24 yaş grubunda %39,4’e, yükseköğretim mezunlarında %36,1’e çıkıyordu. Bu teknolojinin herkese ulaştığını gerçekten söyleyebilir miyiz?
Teknolojinin kapsayıcılığı için sadece uygulama geliştirmek de yeterli değil. Altyapıdan eğitime, erişilebilir arayüzlerden dil çeşitliliğine kadar pek çok etken bir arada düşünülmeli.
Kenar gruplar teknoloji ekosisteminin dışında kaldıkça “herkes için AI” söylemi havada kalır. Kısacası, dijital uçurumu kapatmadan ve herkesin sesinin duyulduğu demokratik bir ekosistem oluşturmadan yapay zekâdan beklenen faydalar sınırlı kalacaktır.
Teknoloji Devlerinin Sınavı
Meta’nın CEO’su Mark Zuckerberg yakın zamanda yapay zekânın bizi olumlu bir geleceğe götüreceğine inanan yeni bir manifesto yayınladı. Herkes için yapay zekayı destekleyen yazıda çok ses getirdi.
İronik şekilde, kendisi Ağustos 2026’da başlayan davada 29 ABD eyaleti, Meta’yı Facebook ve Instagram’ı genç kullanıcıları bağımlı hâle getirecek biçimde tasarlamakla suçlandı.
İddialara göre bu tasarım, çocuklarda kaygı ve depresyonu artırıyor. Meta ise kendini savunuyor. Davada Meta’nın ödeyebileceği ceza tutarının “The Economist’e göre; 1,4 trilyon dolara kadar çıkabileceği konuşuluyor.
Türkiye’de benzer kaygılar var. Kişisel Verileri Koruma Kurumu, TikTok, Instagram, Facebook, YouTube, X ve Discord gibi platformlarda çocukların kişisel verilerinin nasıl kullanıldığını denetlemek üzere resen inceleme başlattı.
Bu olaylar gösteriyor ki sorun sadece yapay zekânın ne kadar akıllı olup olmadığından ziyade “Bu zekâyı kim kontrol ediyor?” sorusunun cevabının olmaması çünkü yapay zekânın davranışını yalnızca “veriyi elinde tutan kişi” belirlemiyor. Model geliştiricileri, veri kaynakları, eğitim süreçleri, ürün tasarımı, şirket politikaları, devlet düzenlemeleri ve kullanıcılar da bu süreçte etkili görünüyor.



Yapay Zekâ ve Teknoloji Sınavı
Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi’nce yayımlanan 2024–2025 Yapay Zekâ Eylem Planı, insan kaynaklarından yüksek performanslı bilgi işlem altyapısına kadar geniş bir alanı kapsıyor.

Özellikle planda üretken yapay zekâ teknolojileri, Türkçe büyük dil modelleri, yüksek hesaplama altyapısı ve işgücünün dönüşümü gibi konulara odaklanıldığı belirtiliyor. Ancak stratejilerin gerçek sınavı, sahada kimlerin güçlendiğiyle belli olacaktır. Kaynaklar büyük teknoloji şirketlerine mi, yoksa topluma yayılarak tüm kesimlere mi ulaşıyor? Bu fark çok önemli.
Elimizde gerçekten muazzam sihirli bir pusula var. Bilgiye ve imkâna ulaşmak hiç olmadığı kadar kolaylaştı. Fakat bu pusula bizi hedefimize götürecek diye bir garanti yok. Önemli olan, bu teknolojinin yönlendirdiği değerlerin şeffaf olmasıdır.
İbrenin kimi gösterdiğine bakmadan yol alırsak, arzuladığımız yere değil başka birinin seçtiği rotaya da varabiliriz. Ayrıca, dijital uçurum kapanmadan, yapay zekânın sağlayacağı faydaların toplumun tamamına eşit biçimde dağılmasını beklemek gerçekçi değildir.
Elimizde bize istediğimiz her şeyi gerçekleştirebilecek bir pusula var. Bilgiye ulaşmak, fikir üretmek ve daha önce uzmanlık gerektiren birçok işi gerçekleştirmek hiç olmadığı kadar kolaylaştı.Siz ne olmak ya da ne yapmak isterdiniz? Ve daha önemlisi; Yapay zekâ pusulamız gerçekten gitmek istediğiniz yönü mü gösteriyor?
Nur KARABULUT
Ana Sayfaya Dön

© 2026 Medyabir PRO Haber Yazılımı v2.0.5 - Tüm hakları saklıdır.