Son Haberler
NATO: 2026 ANKARA ZİRVESİ - Bizimeller 23 Gazetesi - Elazığ Haberleri

NATO: 2026 ANKARA ZİRVESİ

Yazar: Nur KARABULUT | 29.06.2026
Kadir İnanır da hayatını kaybetti. Öğretmenler hakları için mücadeleye devam ediyor. CHP’deki kayyum tartışmaları sürüyor. Madenciler hâlâ emeğinin karşılığını alamamış. Tavuklara atanan kayyumlar kaldırılmış. Akademisyenler gözaltına alınmış. En önemlisi Trump gelecekmiş. NATO zirvesi 7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak. Bu aralar ülke gündemi kabaca bu şekilde arkadaşlar.! Ben bu hafta NATO’yu yazalım diyorum köşemizde. Sonuçta önemli bir gelişme. En son yazacağımı en başta söyleyeyim. İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan ideal dünya sistemi çöküyor. Buna şaşırmamak gerekir. Modada eskiye dönüşler sık görülür. Bugün sistem, ulus devletler öncesindeki güç ilişkilerine doğru, tüm yaşananları yok sayarak dönmeye çalışıyor. Hadi bakalım, kültür düzeyi yüksek okuyucularımız bu olaya ne ad verilir? Dünya genelinde de bir mutlak butlanla karşı karşıyayız. Bazıları monarşi özlemiyle yanıp tutuşuyor. Dünya krizler içerisinde. Sadece ülkemiz kaynamıyor emin olabiliriz. NATO’nun Tarihi Gelin sizinle 1945 yılına gidelim. Savaş yıkıcıydı. Milyonlarca insan öldü. Hayatta kalanlar ve savaşa doğrudan girmeyen ülkelerin halkı ise gaz, ekmek ve yağ kuyruklarında bekliyordu. Dünya düzeni değişmeye başlamıştı. Hatta daha savaş bitmeden, yeni dünya düzeninin nasıl kurulacağına ilişkin konferanslar düzenleniyordu. Yalta konferansında görüş ayrılıkları meydana gelmeye başlamıştı bile. Türkiye, Yalta ve Potsdam konferanslarında Rusların baskısına karşı bir dış politika yürütmüştü. Savaş sonrasında bloklar ortaya çıkmıştı. Batı bloğu ve Doğu bloğu diye dünya karpuz gibi ikiye ayrılmıştı. Soğuk savaş başlamıştı. İki kutuplu sistem yıllarca dünyada hüküm sürmüştü. Türkiye-ABD ilişkileri özellikle 1947 yılından itibaren gelişme kaydetti. Diğer yandan yıpratıcı bir savaştan çok sayıda insan kaybederek çıkan Avrupa ülkeleri, silahlı kuvvetlerini terhis etmiş ve muhtemel bir tehdit karşısında güçlerini birleştirerek müşterek bir teşkilat oluşturma çabası içine girmişlerdi. Truman Doktrini ve Marshall Planı derken, 4 Nisan 1949’da NATO kuruldu. Kurucuları 12 ülkeydi. Resmi adı Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü olan NATO, ortak savunma ve güvenlik iş birliğini esas alır. “Birimiz hepimiz hepimiz birimiz için” gibi düşünebiliriz bunu. En bilinen ilkesi 5. Maddedir. Bu maddeye göre; bir üye ülkeye yapılan saldırı, tüm üyelere yapılmış sayılır. Üç silahşorların sloganı gibi yani. NATO’nun karar alma süreci, çeşitli organlar aracılığıyla işler. En üst karar organı, 1951’de kurulan Kuzey Atlantik Konseyi’dir. NATO Zirveleri ise başkan ve başbakanların katıldığı ve ittifakın temel siyasi kararlarının değerlendirildiği dönemsel buluşmalardır. Bu zirveler düzenli bir takvimden ziyade ihtiyaç duyulan kritik karar aşamalarında yapılır. Siyaset Bilimi ve NATO Uluslararası siyasette, zeka ve güç hala iki belirleyici unsurdur. Mesela; realist kurama göre NATO, güç dengesi oluşturmayı amaçlayan kolektif güvenlik mekanizmasıdır. Neorealist yaklaşım ise, uluslararası sistemdeki anarşik yapının devletleri ittifak kurmaya zorladığını savunmaktadır. Liberal kurumsalcılık açısından NATO, demokratik değerlerin, uluslararası iş birliğinin ve kurumsal koordinasyonun sürdürüldüğü önemli bir platformdur. Güvenlikleştirme yaklaşımı ise; günümüzde göç, enerji, iklim değişikliği ve siber saldırılar gibi konuların da ulusal güvenlik meselesi hâline getirildiğini ortaya koymaktadır. Türkiye, 1952 yılında NATO'ya katıldığından bu yana ittifakın en önemli üyelerinden biri olarak kabul edilmektedir. Karadeniz'i Akdeniz'e bağlayan İstanbul ve Çanakkale Boğazları üzerinde egemenliği nedeniyle NATO'nun deniz güvenliği açısından kritik bir konumdadır. Bununla birlikte Türkiye'nin NATO içerisindeki rolü zaman zaman siyasi tartışmalara da konu olmaktadır. Terörle mücadele politikaları, Suriye'deki güvenlik yaklaşımı, Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanı anlaşmazlıkları ve bazı müttefiklerle yaşadığı görüş ayrılıkları, ittifak içinde farklı değerlendirmelere yol açabilmektedir. Zirve sonunda güvenlik ile ekonomik kaynak tahsisi arasındaki dengenin korunması önem taşımaktadır. 2026 Ankara NATO Zirvesi, Türkiye'nin uluslararası görünürlüğünü artırabilecek önemli bir diplomatik fırsat sunarken; savunma harcamaları, kamu maliyesi ve bölgesel güvenlik politikaları açısından yeni tartışmaları da beraberinde getirecek gibi görünüyor. NATO Zirvesi 2026: Güncel Hazırlıklar ve Tartışmalar Son NATO zirvesi Haziran 2025’te Hollanda’nın Lahey kentinde yapılmıştı. Bir sonraki zirve 7-8 Temmuz 2026’da Ankara’da gerçekleştirilecek. Hazırlıklar kapsamında Ankara’da güvenlik ve lojistik çalışmaları sürüyor. Zirvede Ukrayna savaşı, ittifakın genişleme süreci ve savunma harcamaları gibi başlıklar ele alınması bekleniyor. NATO’ya ayıp olmasın diye Ankara’yı fakir gösteren mahallerin önüne brandalar çekildi. Çukurambar’dan başka semti görmelerini istemiyorlar belli ki. Anka Park’taki çürümüş Gökçek dinozorlarını da örtüyorlar. Branda yeter mi bu Çöpü örtmeye orası şaibeli. Benim aklıma Malatya’da depremde yıkılan evlerin gizlendiği brandalar geldi şu an. Çirkin bulduğumuz halkın üzerini brandayla örtmek ekonomik bir çözüm gibi. En iyi brandayı biz çekeriz yüzyılında yaşıyoruz. Diri diri insanlara evlerini mezar yapanlara da ve depremzedeye çadır satanlara da bu yakışır. Öyle hemen üzülmeyin. Şanslı sayılırız yine de. Bu dönemde yaşananları ne bizden önceki kuşaklar gördü ne de sonrakiler görebilecek. Tarihe geçecek gelişmelere olaylara tanıklık ediyoruz. A Milli Futbol Takımı, 24 yıl aradan sonra tekrar Dünya Kupası'na katıldı. 22 yıl sonra ilk defa NATO ülkemizde. 2025 Eylül’ünde 300 uçak karşılığı ABD’de Trump’tan meşruiyet istemiştik ya sanki birileri onu bize vermeye ülkemize geliyor gibi. ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi Tom Barrack'ın "ılımlı monarşi" çıkışını da bu olanlara eklemlenebilir. Kısacası; neoliberalizm çöküyor ve ticaretle uğraşan herkes sıradaki firma biz miyiz diye Dubai’ye taşınıyor. Hukuk ihlalleri için artık formaliteden bile kılıf aranmıyor. Siyasi partiler, demokrasinin dinozorları gibi kapısı kırılmış ve çürümeye terk edilmiş durumda. Çözüm süreci masalı oynatılırken Cumhuriyet’e el de dil de uzatanların sayısı gittikçe artıyor. Dünya görmesin diye hukuk brandalarla kapatılıyor. Tıpkı evine ekmek götüremeyen fakirin evi gibi. Teyzeler bile evinde otururken göz altına alınabiliyor. Hapishaneler ful çekiyor. Siyaset; tüm dünyada nostalji ve kriz yönetimine çoktan evrildi. Yani bildiğimiz dünyanın sonuna geldik. Hani yarın bugünden büyük ve güzel olacaktı?
Nur KARABULUT
Ana Sayfaya Dön

© 2026 Medyabir PRO Haber Yazılımı v2.0.5 - Tüm hakları saklıdır.