GENÇLİK, BAĞIMSIZLIK, SPOR VE ATATÜRK: 19 MAYIS
Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın Bu toprak bir devrin battığı yerdir. Bu sessiz yığın Bir vatan kalbinin attığı yerdir.1 Bir zamanlar Anadolu’nun bir köyünde yaşayan bir aile vardı. Evde sac üzerinde pişen ekmekten başka ekmek, tencerede kaynayan bulgurdan başka aşları yoktu. Köyü, bir gece yabancı askerler bastı. Dediler ki Osmanlı bu toprakları bize verdi. Köylüler Mondros Ateşkes antlaşmasını duymamış ve saray eşrafının ülkeyi gizlice terk ettiğinin farkına varmamıştı. Ülkenin diğer köyleri de bu durumdaydı. Şehirleri de İtilaf devletlerince paylaşılmıştı. Bir şeyler yapmak gerekiyordu. Aç kalınırdı, aşsız kalınırdı fakat vatansız kalınır mıydı? İstanbul’da Mustafa Kemal, Anadolu’daki halden haberdardı. Kendisinin Müfettiş olarak atanmasını istedi. Böylece, köyü işgal edilmiş millete ulaşmanın bir yolunu bulabileceğini düşündü. O günleri Nutuk’ta şöyle anlatır Atatürk: 1Cahit Külebi “1919 yılı Mayıs’ının 19’uncu günü Samsun’a çıktım. Vaziyet ve manzara-i umumiye: Osmanlı Devleti’nin dahil bulunduğu grup, Harb-i Umumi’de mağlup olmuş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şerait-i mütareke ağır… Milleti ve memleketi Harb-i Umumi’ye sevk edenler, kendi hayatlarının endişesine düşerek memleketten firar etmişler.”2 9. Ordu Müfettişi olarak görevlendirilmesi Atatürk’e geniş yetkiler sağlamıştı. Bu durumu millî direnişi örgütlemek için bir fırsata dönüştürmeye karar verdi. 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktı. Mustafa Kemal Atatürk, bu şartlar altında gerçek kurtuluşun ancak milletin kendi iradesine dayanarak sağlanabileceğini düşünmüş ve bu doğrultuda harekete geçmiştir. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Osmanlı Devleti ağır şartlar altında varlığını sürdürmeye çalışırken, ülke işgal altına girmiş, ordu dağıtılmış ve millet büyük bir yoksulluk ve umutsuzluk içine sürüklenmişti. Bu dönemde bazı çevreler kurtuluşu yabancı devletlerin himayesinde görürken, bazıları ise yerel direnişlerle çözüm aramaktaydı. Ancak bu yaklaşımlar, milletin bağımsızlığını sağlayabilecek nitelikten yoksundu. Samsun’da başlatılan bu hareket, kısa sürede tüm Anadolu’ya yayıldı. Tüm köylerden duyuldu. Amasya Tamimi ile “milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararlılığı kurtaracaktır” ilkesi ilan edildi. Erzurum ve Sivas kongreleri ile millî birlik sağlanmış ve halkın ortak iradesi oluşturuldu. Herkes elini taşın altına koydu. Bu süreç, 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla resmî bir kimlik kazandı ve Millî Mücadele artık millet adına yürütülen bir bağımsızlık savaşı hâline geldi. Bu azim ve kararlılık, Kurtuluş Savaşı’nın zaferle sonuçlanmasını sağladı ve 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilan edildi. Bu vatan bugüne kolay gelmedi. Üzerinde çiçek bitsin diye gerektiğinde kanla sulandı. Gerektiğinde tüm vatanseverler bir gözü pek liderin etrafında birlikte hareket etti. Türkiye Cumhuriyeti bir günde kurulmadı. Bir gün de yıkmaya da kimsenin gücü yetmez. Bağımsızlık mücadelemizin ilk adımı Atatürk’ün Samsun’a doğru yola çıkmasıyla atılmıştır. Bu adımın önemini gören kahraman halkımız O’nun önderliğinde ülkesini kurtarmaya karar vermiştir. 19 Mayıs 1919 tarihi tam da işte bu yüzden hala ülkemizde kutlanmaktadır. Kurtuluş Savaşımız bu tarihte başlamıştır. 2(Nutuk) Gençliğe Emanet “Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlâklısını severim”3 Atatürk için spor ve gençlik birbirinin tamamlayıcısıydı. Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur. Yani Atatürk, spordaki başarıdan önce ahlaki ve zihinsel erdemleri esas alıyordu. Gerçekten de Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında beden eğitimi zorunlu ders kılındı ve gençlerin spora erişimi yaygınlaştırıldı. Atatürk, ayrıca sporu uluslararası arenada Türkiye’nin tanıtım aracı sayarak Olimpiyatlara katılımı teşvik etti. Sporun birleştirici ve disiplin kazandıran bir değer olduğuna inandı. Sporun; toplumsal ahlak ve birlik için de bir araç olduğunu vurgulamıştır. Ona göre, sporda başarıya ulaşmak için herkesin sporun mahiyetini ve kıymetini anlaması gerekirdi: “Açık ve kat’î söyleyeyim ki, sporda muvaffak olmak için her türlü muavenetten ziyade, bütün milletçe sporun mahiyeti ve kıymeti anlaşılmış olmak ve ona kalpten muhabbet… vatani vazife telâkki eylemek lâzımdır.”4 Bayramın Resmîleşmesi 19 Mayıs, ilk olarak 1926 yılından itibaren Samsun’da “Gazi Günü” adıyla yerel bir gün olarak kutlanmaya başlanmıştır. Samsun halkı, bugünün resmî bayram olarak kabul edilmesi için uzun süre çaba göstermiştir. 1935 yılındaki kutlamalarda Samsun’daki etkinliklerin basında geniş yer bulması, bu öncü rolün bir göstergesidir. 1935’te “Atatürk Günü” olarak resmiyet kazanmıştı. Ardından 20 Haziran 1938 tarihli kanunla, 19 Mayıs “Gençlik ve Spor Bayramı” ilan edildi. Uzun yıllar böyle kutlanan bayram, Atatürk’ün 100. doğum yılı olan 1981’de tekrar şekil değiştirdi. Dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in çıkardığı kanunla bayramın adı “Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı” olarak değiştirdi. Böylece 19 Mayıs, geleceğe taşınan umutlu bir bilinç haline geldi. Bugünün Gençliği ve Sorumluluk Hadi hep birlikte geçmişe gittiğimiz kısa yolculuğumuzdan dönelim. Bugün Türkiye nüfusunun hâlen önemli bir bölümü gençlerden oluşuyor. TÜİK verilerine göre 2024 yılı sonunda, 15–24 yaş aralığındaki nüfus yaklaşık 12,8 milyon kişi olarak gerçekleşti. Ancak modern dünyada bu gençlerin karşılaştığı sorunlar da büyüyor. Son dönemde “ne eğitimde ne istihdamda” gençlerin oranı %22’ler civarında seyrediyor. Yani dört 3Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk 4Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk gençten biri ne işte ne okulda. Yüksek işsizlik ve eğitim-iş uyumsuzluğu, gençlerin geleceğe yönelik kaygılarını artırıyor. Daha önce de bu köşede naçizane yazmaya çalıştım. Suça sürüklenen çocuklar hakkında, MESEM’in bedava işçilerine dönüşen gençler hakkında ve maalesef okuluna gidip katliam yapan Emniyet müdürünün çocuğu hakkında. Gençlerimizi, iyi yetişmek bizim ilk görevimiz. Son yirmi yılda; andımızı bilmeyen, vatan duygusundan uzaklaşmış ve saygıdan bihaber bir kısım gençler yetiştirdiler ülkemizde. Oysa; gençlerin nitelikli eğitim ve istihdam imkanlarına kavuşması için devlet ve toplum seferber olmalıdır. Çözüm yine gözümüzün önünde duruyor. 19 Mayıs ve bu gibi milli bayramlar uluslara vatanı sevmeyi hatırlatan günlerdir. 19 Mayıs 1919, yalnızca bir askerî hareketin başlangıcı değildir. Bu tarih, milletin kaderini kendi eline aldığı, umutsuzluktan umuda yöneldiği bir dönüm noktasıdır. Mustafa Kemal’e göre gençlik, bir milletin geleceğidir ve Cumhuriyet’in korunması ve geliştirilmesi genç nesillerin sorumluluğundadır. “Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.” Nutuk’un sonunda Atatürk “ Bu sonucu, TÜRK Gençliğine emanet ediyorum” der. 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun.
Nur KARABULUT
Ana Sayfaya Dön