Son Haberler
ANNE, AİLE VE TOPLUM: MEDENİYETİN KURUCU GÜÇLERİ - Bizimeller 23 Gazetesi - Elazığ Haberleri

ANNE, AİLE VE TOPLUM: MEDENİYETİN KURUCU GÜÇLERİ

Yazar: Nur KARABULUT | 04.05.2026
“Cennet annelerin ayakları altındadır.” Türkiye’de 2025 yılında yapılan Yaşam Memnuniyeti Araştırmasına göre, bireylerin en büyük mutluluk kaynağı %69 oranında, aileleri olarak kaydedildi. Aynı çalışmada evli bireylerin mutluluk oranı %56,9 iken, evli olmayanlarda bu oran %46,6’da kalıyor. Demek ki mutluluk dediğimiz kavramın hayatı biriyle paylaşmakla ilgisi yadsınamaz. Modern zamanlarda yaşıyoruz. Bireysel başarı öyküleri ve özgür birey sürekli olarak öne çıkarılmaya çalışılıyor. Liberalizmin felsefesi bile bireyin üzerine kurulmuş iken, insanın bağımsız yaşamak isteyip sonra da yalnızlıktan şikâyet etmesi bir ironidir. Hatırlayanlar olacaktır. 2025 yılı ülkemizde Aile Yılı ilan edildi. Peki sonuç? Aile hâlâ en çok konuşulan ama en az korunan kurum olmaya devam ediyor. İnsanlar en çok ailelerini seviyor. TÜİK bunu açıkça gösteriyor. Demek ki mesele sevgi eksikliği değil, politika eksikliği. Aileyi afişten indirip gerçek hayata koymadığınız sürece, “Aile Yılı” gibi sloganlar sadece hazırlanmış birer başlık olarak kalacaktır. Bu sabah haberlerde de kadınların doğum öncesi izinleri kullanmama şartıyla, doğum sonrası izinlerinin 24 aya çıkarıldığını duydum. Yani iş yerlerinde 8-9 aylık hamile kadınlar görmeye hazır olun. Ülkemizin nüfusu yaşlanıyormuş. Hadi rakamlara birlikte bakalım. Türkiye’de ortanca yaş 2025 itibarıyla 34,9’a yükseldi ve hızla artmaya devam ediyor. Yaşlı nüfus oranı ise %11,1’e ulaşmış durumda. Yaşlanan nüfus bakıma ihtiyaç duyduğundan ailelere ekonomik bir yük artışı da ekleniyor. Akademik çalışmalar da benzer bir noktaya işaret ediyor. Modernleşme, doğurganlık oranlarının düşmesine, boşanmaların artmasına ve tek kişilik hanelerin çoğalmasına yol açıyor. Tabi buna modernleşme mi neden oluyor? Bu kısmı tartışmaya açık görünüyor. Kısacası, aile küçülüyor ama sorumluluklar büyüyor. Aile Her şeydir Baba filmini hemen herkes izlemiştir. “Aile her şeydir.” Bu modern özdeyiş, daha çok filmin temasını ve özellikle Vito Corleone karakterinin bakış açısını özetleyen popüler bir yorumdur. Güven aile de başlar. İlk dil, ilk merhamet, ilk sınır ve ilk aidiyet çoğu zaman orada kurulur. Okulda, sosyal çevrede ve toplumda bu güvenin devamı sağlanır. Peki, şu anda toplumun en büyük sosyolojik problemi nedir? Güvensizliktir arkadaşlar! Kimse kimseye güvenemiyor. Çözümü bozulan çekirdek yapıda aramak gerekir. Aile kurumu son zamanlarda yozlaştı. Kadınların ve çocukların hukuki hakları korunmuyor. Babanın yükü zaten artmış durumda. Hani çok matah bir söz gibi derler ya, “ Aynı gemideyiz. Batarsa herkes batar.” Şunu hatırlatmak gerekir ki Titanik batarken, sadece zenginler filikalara alındı. Aile kurumunun eski güçlü günlerine dönmesi için halkın ekonomik durumunda iyileşme olması gerekir. Temel zayıfsa üstüne ne koyarsanız koyun çatlar. Bir kesim gittikçe zenginleşirken, yetkililer Robin Hood’un tersi gibi “Fakirden alıp zengine veren.” Kimi dinlesek firmalardan yana bir eğilim sergiliyor. Vatandaşın cebini düşünen bir tek siyasetçi kalmadı. Oysa, halk cep delik cepken delik halde ve sebzeye bile gücü yetmiyor. Bir ekonomik düzende ilk yıpranan aile oldu. Aile, önemlidir. Aile, toplum hayatının omurgasıdır. Omurga olmadan da beden yani ülke ayakta dik duramaz. İç ve dış huzurumuzu sağlayacak olan şey ailenin sadece manevi olarak iyileşmesi olmamalıdır. Aile kurumu madden de desteklenmelidir ki, babalar evine başı dik girebilsinler. Çocuklar, yurt dışına gitme hayali kurmasınlar. Anneler, sofralarını rahat hazırlasınlar. Bilim ve kültürün nice gelecek dâhilerini de bu güzel ülkede tutabilelim. Türkiye’nin nüfusu yaşlanıyor. Yalnızlık artıyor. Aile kurumu her geçen gün zayıflıyor. Bu üçlü sac ayağı, gelmekte olan bir sosyolojik krizin ayak sesleri gibi… Anne: Medeniyetin Baş Kahramanı Ülkemizi geniş ve renkli kocaman bir aile olarak düşünebiliriz. Bu ailenin genel refahı ve iyiliği için vatandaş olarak elimizden geleni yapıyoruz. Karşılığında da huzur, güven ve biraz da refah istiyoruz. Anneyiz. Hakkımızdır. Mutfağımızdaki kaynayan tencerede aş olsun ve çocuklarımıza gelecekte iş olsun istiyoruz. Çocuklarımızı seviyoruz. Bilim, sevgiyi ölçmeye çalışır. Hormonlara böler ve birtakım süreçlere ayırır. Grafikler çizer ve güvenilmez anketler yapar fakat bir annenin sevgisinin nedenini açıklayamaz. Bu hafta sonu “Anneler Günü” . Toplumun en küçük yapı taşı aileyse, onun merkezi annedir. Anne, çocuğun dünyaya açılan ilk penceresidir. O, dünyayı nasıl okuyacağını öğreten ilk yorumlayıcıdır. Modern psikoloji bunu bağlanma kuramı ile daha teknik anlatır. Güvenli bağlanan çocuklar daha empatik olur, daha az şiddete yönelir ve topluma daha kolay uyum sağlar. Yani annenin şefkati doğrudan bir toplum meselesidir. Anne sadece yemek yapmaz. Aynı anda psikolog, kriz yöneticisi ve evin teknoloji destek hattı gibidir. Bir bakıma modern dünyanın en az takdir edilen profesyonelliği anneliktir. Peygamber Efendimiz(s.a.v.) “En hayırlınız hanımlarına karşı iyi davrananızdır” der. Eşlerinize, güler yüzlü davranın, onları incitmeyin ve ev işlerinde onlara yardımcı olun. O kadının herhangi biri olmadığını hatırlayın. Karşınızdaki size, çocuklarınıza ve topluma aradığınız güvenin, huzurun, saygının ve refahın kapılarını açacak olan kişidir. Evde saygı yoksa, sokakta hukuk aramak zorlaşır. Evde merhamet yoksa, kamusal alanda nezaket beklemek hayaldir. Daha iyi bir dünya istiyorsak, önce daha iyi bir sofra kurmayı öğrenmeliyiz. Norbert Elias’ın işaret ettiği gibi medeniyet, insanın kendini dizginleyebilmesiyle ilgilidir. Trafikte tahammülsüzlük, sosyal medyada hakaret, gündelik hayatta kabalık neredeyse normalleşti. Medeniyet, insanın insana nasıl davrandığıyla kurulur. Bir evde başlar. Ailede başlar. Aile ise, sabırlı ve merhametli bir kadının varlığıyla ancak ayakta durabilir. O kadına hepimiz anne diyoruz. Tüm kadınların anneler günü kutlu olsun.
Nur KARABULUT
Ana Sayfaya Dön

© 2026 Medyabir PRO Haber Yazılımı v2.0.5 - Tüm hakları saklıdır.