Bayramın Gölgesinde Bir Muhasebe
Aziz milletimizin ve kıymetli hemşehrilerimizin mübarek Kurban Bayramı’nı gönülden tebrik ediyor; bayramın ülkemize, İslam âlemine ve tüm insanlığa huzur, kardeşlik, merhamet ve hayırlar getirmesini Yüce Rabbimden niyaz ediyorum.
Bayramlar; sadece sevinç günleri değil, aynı zamanda toplum olarak kendimizi muhasebeye çektiğimiz, değerlerimizi yeniden hatırladığımız müstesna zamanlardır. Büyüklerin ziyaret edildiği, çocukların sevindirildiği, kırgınlıkların unutulduğu bu güzel günlerde bir yandan da toplumun gidişatı üzerine düşünmek zorundayız.
Bayramın ikinci gününde İstanbul’un bazı bölgelerinde karşılaştığımız manzaralar; bizleri sadece bireysel olarak değil, toplum adına da derin düşüncelere sevk etmektedir. Özellikle aile yapısını, gençliği ve manevi değerleri ilgilendiren bazı sosyal savrulmaların her geçen gün daha görünür hale geldiği açıkça görülmektedir.
Ancak burada mesele insanları yargılamak değil; toplumun geleceği adına sorumluluk hissedebilmektir. Çünkü bir millet yalnızca yollarıyla, binalarıyla veya teknolojisiyle güçlü olmaz. Asıl güç; ahlaklı nesiller, sağlam aile yapısı ve manevi değerleriyle mümkündür.
Bugün bizler camilerimizde, gençlik merkezlerimizde ve eğitim çalışmalarımızda tam da bunun mücadelesini vermeye çalışıyoruz. Gayretimiz; gençleri dışlamak değil kazanmak, yargılamak değil rehberlik etmek, kırmak değil gönüllere dokunmaktır.
Çünkü inanıyoruz ki; Bir gencin elinden tutulursa bir nesil kurtulur, Bir aile korunursa toplum korunur, Maneviyat güçlü olursa millet güçlü olur.